ABD’de Kasım ayında yapılacak ara seçimler yaklaşırken, piyasalarda en çok tartışılan sorulardan biri şu: Kongre dengelerindeki olası değişim, Donald Trump’ın politikalarını gerçekten yavaşlatabilir mi? Capital Economics’in Kuzey Amerika Baş Ekonomisti Paul Ashworth’e göre kısa cevap: Pek sayılmaz.
Ashworth, Cumhuriyetçilerin Temsilciler Meclisi’ndeki mevcut dar çoğunluğunu kaybetmesinin yüksek ihtimal olduğunu belirtiyor. Ancak ona göre bu senaryo, Trump’ın göç, ticaret ve dış politika başlıklarındaki ajandasını ciddi biçimde sekteye uğratmayacak. Bunun temel nedeni, Başkan’ın bu alanlarda büyük ölçüde Kongre yasalarına değil, yürütme yetkilerine dayanarak hareket etmesi.
Ekonomiste göre Demokratların Meclis’i ele geçirmesi, Trump’ın politikalarını durdurmak bir yana, yavaşlatmakta bile sınırlı etkiye sahip olabilir. Zira Beyaz Saray’ın kritik hamlelerinin çoğu Kongre onayına bağlı değil.
Elbette Demokratların kontrolündeki bir Temsilciler Meclisi soruşturmalar başlatabilir ya da yeni bir azil süreci gündeme getirebilir. Ancak Ashworth, Senato’da çoğunluk sağlanmadan böyle bir girişimin mahkûmiyetle sonuçlanmasının gerçekçi olmadığını vurguluyor.
Mevcut tabloda Cumhuriyetçiler Meclis’te 218’e karşı 213 sandalye ile zayıf bir üstünlüğe sahip. Trump’ın Beyaz Saray’a dönüşünden bu yana kamuoyu desteğinin gerilemesiyle birlikte, bahis piyasaları Demokratların Kasım ayında Meclis’i geri alma olasılığını yaklaşık %80 olarak fiyatlıyor.
3 Kasım’da Temsilciler Meclisi’ndeki 435 sandalyenin tamamı için sandık kurulacak. Öncesinde yapılacak bazı özel seçimlerin ise seçmen davranışlarındaki kaymanın boyutuna dair erken sinyaller vermesi bekleniyor.
Senato cephesinde ise tablo farklı. Ashworth, 35 sandalyenin yarışacağı seçimlerde Demokratların üst meclisin kontrolünü ele geçirmesini düşük ihtimal olarak görüyor. Cumhuriyetçiler hâlihazırda Senato’da 53-47 çoğunluğa sahip ve yalnızca birkaç koltuk gerçek anlamda rekabetçi.
Ashworth’e göre 50-50’lik bir eşitlik durumunda bile Başkan Yardımcısı JD Vance belirleyici oy hakkına sahip olacak. Bu nedenle Demokratların çoğunluğu elde edebilmesi için en az dört sandalye kazanması gerekiyor. Bahis piyasaları bu olasılığı yalnızca %35 civarında görüyor.
Ekonomist, Demokratların teorik olarak her iki meclisi de kazanmasının bile Trump’ı sınırlamakta yetersiz kalacağını savunuyor. Filibuster engelini aşmak için gereken 60 sandalye ya da başkanlık vetosunu geçersiz kılacak üçte iki çoğunluk, mevcut dengelerde ulaşılabilir görünmüyor.
Bu çerçevede Ashworth, Trump’ın göç, ticaret ve dış politika adımlarını “büyük ölçüde serbest biçimde” sürdürebileceğini ifade ediyor.
Seçim sürecine ilişkin ekonomik risklere de değinen Ashworth, Cumhuriyetçilerin Kongre’yi kaybetme ihtimali arttıkça siyasi baskının yoğunlaşabileceğini söylüyor. Ancak geçmiş seçimlerde görülen son dakika mali teşviklerinin bu kez devreye girmesini pek olası bulmuyor.
Bütçe açığının GSYİH’nın yaklaşık %6’sına ulaşmış olması ve IEEPA kapsamındaki tarifelerin yasa dışı sayılması halinde Hazine’nin 100 milyar dolardan fazla iade yapmak zorunda kalabileceği ihtimali, açığın %7’ye doğru yükselmesine yol açabilir. Bu koşullar altında Cumhuriyetçi mali disiplin yanlılarının yeni teşvik paketlerini desteklemesi zor görünüyor.
Ashworth son olarak, daha alışılmadık bir riske dikkat çekiyor: Trump’ın seçim sürecine yönelik “hile” iddiaları ya da göçmenlik uygulamalarına bağlı sivil huzursuzluk gerekçesiyle seçim sonuçlarını sorgulama girişimleri. Böyle bir senaryonun anayasal sistemi aşmasını beklemese de, finansal piyasalar açısından ciddi bir olumsuz algı yaratabileceği uyarısında bulunuyor.





