Altın fiyatları küresel piyasalarda haftanın ikinci işlem gününde sınırlı bir yükseliş kaydetmesine rağmen dar bir bant içinde hareket etmeye devam ederken yatırımcıların hem jeopolitik gelişmeleri hem de makroekonomik veri akışını dikkatle izlediği görülüyor. ABD’nin İran’a yönelik başlattığı deniz ablukası, Orta Doğu’daki tansiyonu artırırken bu durumun enerji piyasalarına ve dolayısıyla küresel enflasyon görünümüne etkileri, yatırımcıların karar alma süreçlerinde belirleyici rol oynuyor. Aynı zamanda diplomatik temaslara ilişkin beklentiler ve olası ateşkes ihtimali, risk iştahını zaman zaman artırarak altının güvenli liman talebini sınırlayan bir unsur haline geliyor.
Fiyat hareketlerine bakıldığında spot altının yüzde 0,5 oranında yükselerek 4.762 dolar seviyesine ulaştığı, vadeli işlemlerin ise yüzde 0,4 artışla 4.784 dolar seviyesine çıktığı görülüyor. Ancak fiyatların geçtiğimiz hafta boyunca 4.700 ile 4.900 dolar aralığında sıkışmış olması, piyasalarda güçlü bir yön oluşmadığını ve yatırımcıların yeni gelişmeler doğrultusunda pozisyon almaya devam ettiğini ortaya koyuyor. Bu dar bant hareketi, aynı zamanda piyasada hem yukarı hem de aşağı yönlü risklerin dengede olduğu bir görünümü işaret ediyor.
Altın fiyatları üzerinde etkili olan bir diğer önemli unsur ise enerji piyasalarında yaşanan gelişmeler olarak öne çıkıyor. İran’ın kritik enerji geçiş noktalarından biri olan Hürmüz Boğazı’nda yarattığı baskı, petrol ve gaz fiyatlarında sert yükselişlere neden olurken bu durum küresel enflasyon beklentilerini yeniden yukarı yönlü revize ediyor. Artan enerji maliyetlerinin üretim ve tüketim fiyatları üzerindeki etkisi, merkez bankalarının daha sıkı para politikalarına yönelmesine neden olabileceği için altın fiyatları üzerinde dolaylı bir baskı oluşturuyor.
ABD’den açıklanacak üretici fiyat endeksi verileri ise piyasaların odak noktasında yer alırken özellikle enerji kaynaklı maliyet artışlarının enflasyon üzerindeki etkisinin bu veriyle daha net ortaya çıkması bekleniyor. Geçtiğimiz günlerde açıklanan tüketici fiyat verilerinde görülen yükseliş eğilimi, enflasyonist baskıların halen güçlü olduğunu gösterirken bu durum Federal Rezerv’in faiz politikası açısından daha temkinli ve sıkı bir duruş sergileyebileceğine işaret ediyor. Bu beklenti, faiz getirisi olmayan altın için negatif bir unsur olarak değerlendirilirken fiyatların yukarı yönlü hareketini sınırlayan faktörlerden biri olarak öne çıkıyor.
Diğer değerli metallerde görülen yükseliş ise piyasalarda genel anlamda bir toparlanma işareti olarak yorumlanırken gümüş ve platin fiyatlarındaki artış, yatırımcıların emtia piyasalarına olan ilgisinin sürdüğünü ortaya koyuyor. Ancak tüm bu gelişmeler birlikte değerlendirildiğinde, altın fiyatlarının kısa vadede dar bir bant içerisinde dalgalı seyrini koruyabileceği ve piyasanın yönünün büyük ölçüde jeopolitik gelişmeler ile ABD’den gelecek ekonomik veriler tarafından belirleneceği görülüyor.




