Çin yönetiminin 2026 yılı için büyüme hedefini yüzde 4,5 ile 5 aralığında belirlemeyi değerlendirdiğine yönelik beklentiler, ekonomide iç talep zayıflığının ve emlak sektöründeki yapısal sorunların sürdüğünü ortaya koyarken, yeni beş yıllık kalkınma planında verimlilik artışı ve sanayi dönüşümüne dayalı reformların ön plana çıkacağı mesajını güçlendiriyor. Yerel yönetim borçlarının yüksek seviyelerde seyretmesi ve nüfusun yaşlanmasının yarattığı demografik baskılar büyüme görünümünü sınırlarken, politika yapıcıların hedefli kredi paketleri, mali teşvikler ve seçici altyapı yatırımlarıyla ekonomik aktiviteyi desteklemeyi sürdüreceği ifade ediliyor. Faiz indirimlerinin ise kur üzerindeki baskıyı artırmamak adına sınırlı tutulabileceği, buna karşılık teknoloji üretimi ve yüksek katma değerli ihracat sektörlerine yönelik teşviklerin genişletilebileceği belirtiliyor.
Uzun vadede yapay zeka, yarı iletken ve yeşil enerji yatırımlarının artırılmasıyla üretkenliğin yükseltilmesi ve tüketimin GSYH içindeki payının büyütülmesi, Çin’in yeni büyüme modelinin merkezinde yer alacak stratejik başlıklar arasında görülüyor. Uzmanlar, hane halkı gelirlerini artıracak vergi düzenlemeleri ve sosyal güvenlik reformlarının iç talebi canlandırmada kritik rol oynayabileceğini vurguluyor. Emlak sektöründeki borç yeniden yapılandırma süreçlerinin hızlanması ve konut stokunun eritilmesine yönelik politikalar da finansal istikrar açısından yakından izleniyor. Küresel ticaretteki yavaşlama riskine rağmen Çin’in Asya ve gelişen pazarlarla ticari ilişkilerini derinleştirmesi, büyümenin dış talep kanalı üzerinden desteklenmesi için önemli bir adım olarak değerlendiriliyor. Analistler, reform adımlarının başarısının finansal sistemde şeffaflık artışı ve özel sektör güveninin yeniden tesis edilmesine bağlı olacağını, bu nedenle 2026 yılının Çin ekonomisi için dönüşüm sürecinin kritik bir eşiği olabileceğini ifade ediyor.





