Logo
4 Haziran 2026 Perşembe

DEİK/Yalçındağ: Türkiye, Avrupa İçin Tehdit Değil Stratejik Ortaktır

23 Nis 2026

DEİK/Türkiye-Avrupa İş Konseyleri Koordinatör Başkanı Mehmet Ali Yalçındağ, Avrupa Komisyonu Başkanı Ursula von der Leyen’in Türkiye’yi Rus ve Çin etkileriyle aynı kategoride gösteren açıklamalarını değerlendirdi. Yalçındağ, Türkiye’nin Avrupa için bir tehdit değil, stratejik bir ortak olduğunu vurguladı.

Yalçındağ yaptığı açıklamada şu ifadeleri kullandı:

“Avrupa Birliği’nin kurucu ruhu, farklılıkları tehdit olarak görmek yerine ortak akıl ve çıkar üretme cesaretine dayanır. AB aday ülkesi, NATO müttefiki ve bir Avrupa ülkesi olan Türkiye’nin jeopolitik bir tehdit kategorisine yerleştirilmesi gerçeklikten uzak bir yaklaşımdır.”

“Kullanılan Dil Taktiksel Hesaplara Dayanıyor”

Türkiye’nin Avrupa’nın ekonomik, güvenlik ve toplumsal dokusunun ayrılmaz bir parçası olduğunu belirten Yalçındağ, şunları kaydetti:

“NATO müttefikliği, Gümrük Birliği, enerji, göç ve güvenlik alanlarındaki derin karşılıklı bağımlılık, Türkiye’yi Avrupa için ‘tehdit’ değil, stratejik bir ortak ve Avrupalı bir aktör yapmaktadır. Bu nedenle kullanılan dil ve kategorik sınıflandırmalar, jeopolitik gerçeklikten ziyade taktiksel hesaplara dayanıyor izlenimi vermektedir. Bu yaklaşım uzun vadede Avrupa’nın stratejik kapasitesini zayıflatır.”

Yalçındağ, DEİK olarak AB üyelik sürecinde özel sektör girişimi başlattıklarını hatırlatarak, Ursula von der Leyen’in de belirttiği gibi Avrupa’nın enerji, tedarik zincirleri ve güvenlik alanlarında bağımsız ve güçlü olabilmesi için Türkiye ile işbirliğinin şart olduğunu ifade etti.

Avrupa İçinden Farklı Sesler Yükseliyor

Yalçındağ, Avrupa Birliği içinde Türkiye’ye ilişkin daha dengeli ve gerçekçi değerlendirmelerin de olduğunu belirtti:

  1. Avrupa Parlamentosu Türkiye Raportörü Nacho Sánchez Amor, von der Leyen’in açıklamalarını “jeopolitik açıdan hatalı bir analiz” olarak nitelendirdi.
  2. AB Genişlemeden Sorumlu Komiser Marta Kos, değişen jeopolitik dengelerde Avrupa’nın Türkiye’ye ihtiyaç duyduğunu ve Türkiye’nin stratejik ortak olduğunu açıkça ifade etti.

Ayrıca Münih Güvenlik Konferansı’nda “Türkiye’siz olmaz” vurgusunun güçlü şekilde dile getirildiğini ve Temmuz ayında Ankara’da yapılacak NATO Zirvesi’nin bu açıdan kritik öneme sahip olduğunu hatırlattı.

İşbirliği Alanları Geniş

Yalçındağ, Türkiye’nin Kasım ayında COP31 İklim Zirvesi’ne ev sahipliği yapacağını da hatırlatarak, iklim politikaları, enerji, ticaret, güvenlik ve yapay zeka gibi alanlarda AB ile çok geniş işbirliği potansiyeli bulunduğunu vurguladı.

“Türkiye’yi farklı kategorilerle tanımlamak yerine, Avrupa’nın geleceğini birlikte şekillendirecek stratejik bir paydaş olarak konumlandırmak hem daha gerçekçi hem de daha yapıcı bir yaklaşımdır” diyen Yalçındağ, Avrupa Komisyonu’nun Türkiye’yi “tehdit” olarak görmek yerine ihtiyaç duyduğu stratejik partner olarak değerlendirmesinin, AB’nin yeni dünya düzeninde daha güçlü ve bağımsız bir aktör olma hedefine katkı sağlayacağını belirtti.