Logo
4 Haziran 2026 Perşembe

Euro–Dolar Dengesinde Yeni Denklem: ABD–AB Gerilimi Kimden Yana?

25 Oca 2026

ABD ile Avrupa Birliği arasında Grönland eksenli siyasi gerilim yeniden gündeme gelirken, piyasalarda klasik beklentilerin tersine bir tablo oluştu. Avrupa ekonomisine yönelik riskler canlılığını korusa da, euro dolar karşısında güç kazanmayı başardı.

ABD’nin sekiz Avrupa ülkesine yüzde 10 oranında ek gümrük vergisi uygulama ihtimali, kısa süreli bir yumuşamayla geri çekilmiş olsa da, bu gelişme belirsizliğin geri döndüğünü net biçimde ortaya koydu. Yatırımcılar, sürecin yeniden sertleşebileceği ihtimalini göz ardı etmiyor.

Bank of America, EUR/USD paritesinin şu an iki karşıt kuvvet arasında şekillendiğini vurguluyor. İlk kuvvet, siyasi tansiyonun Avrupa büyümesini zayıflatma riski. Normal koşullarda bu faktör, euro üzerinde aşağı yönlü baskı yaratır.

İkinci kuvvet ise Avrupa’nın ABD’nin cari açığını finanse eden başlıca kaynaklardan biri olması. Bu durum, stres dönemlerinde doların değer kaybetmesine yol açabilecek bir mekanizma oluşturuyor. Son dönemdeki fiyatlamalar, bu ikinci kanalın daha etkili olduğunu gösteriyor.

Gerilim endişesinin arttığı son süreçte ABD borsaları gerilerken, tahvil faizleri ve piyasa oynaklığı yükseldi. Buna karşılık EUR/USD paritesinin yukarı yönlü hareket etmesi, yatırımcı davranışlarındaki değişimi ortaya koydu. BofA, bu tepkinin geçmiş dönemlere göre daha sınırlı olduğunu ve bunun hem daha düşük şok algısından hem de diplomatik çözüm beklentilerinden kaynaklandığını belirtiyor.

Tarihsel veriler de euro lehine bir tablo çiziyor. Avrupa Birliği’ni hedef alan ani tarife artışlarının ardından, euro genellikle değer kazanma eğilimi gösteriyor. Banka, bu tür olayları takip eden bir haftalık dönemde euroda ortalama yüzde 1 civarında ek getiri oluştuğunu hesaplıyor.

BofA’nın dikkat çektiği bir diğer önemli unsur ise piyasa dinamiklerindeki yapısal değişim. Artık yüksek ABD reel faizleri, eskisi gibi güçlü bir dolara dönüşmüyor. Bu durum, euro açısından önemli bir destek alanı yaratıyor.

Sekiz ülkeyle sınırlı kalacak bir tarife uygulamasının ekonomik etkisinin, tüm Avrupa Birliği’ni kapsamadığı sürece sınırlı olacağı ifade ediliyor. Hedefteki ülkeler, ABD’nin toplam ithalatının yaklaşık yüzde 11’ini oluşturuyor ve ortak pazar yapısı ticaretin yeniden dengelenmesine olanak sağlıyor.

Buna karşın, asıl risk uzun süreli belirsizlikten kaynaklanıyor. Gerilimin kalıcı hale gelmesi, Avrupa’da yatırımların ertelenmesine neden olabilir.

Orta vadeli görünümde ise Avrupa’da mali harcamalara yönelik artan siyasi kararlılık, EUR/USD paritesini destekleyen temel unsurlar arasında yer alıyor. ABD’nin yapay zekâ yatırımlarını sürdürmesi de bu dengeyi güçlendiren faktörlerden biri olarak öne çıkıyor.

Uzmanlara göre, Avrupa Birliği’nin koordineli ve özellikle mal ticareti yerine hizmet sektörüne odaklanan bir yanıt vermesi, tansiyonun kontrolden çıkmaması koşuluyla euroyu daha da destekleyebilir.