Ember’ın Küresel Elektrik Görünümü Raporu, Türkiye’nin güneş enerjisi üretiminde kaydettiği hızlı büyüme sayesinde dünya genelinde en hızlı gelişen ülkeler arasında 7’nci sıraya yükseldiğini ortaya koyarken, bu performansın Türkiye’nin yenilenebilir enerji alanındaki potansiyelini ve stratejik yönelimini güçlü biçimde yansıttığı görülüyor.
Yenilenebilir enerji küresel ölçekte güç kazanmaya devam ediyor
Küresel elektrik üretiminde yenilenebilir enerji kaynaklarının payının yüzde 33,8’e ulaşarak tarihi bir seviyeye çıkması, enerji sektöründe yaşanan dönüşümün hızlandığını ortaya koyarken, özellikle güneş enerjisinin bu süreçte başat rol oynadığı ve toplam üretimdeki payının yüzde 8,7’ye yükseldiği dikkat çekiyor.
Fosil yakıtların payı geriliyor: Temiz enerji dönüşümü hız kazanıyor
Elektrik talebindeki artışın büyük ölçüde güneş ve rüzgar enerjisiyle karşılanması, fosil yakıtların enerji üretimindeki büyümesini sınırlarken, küresel enerji sisteminde daha sürdürülebilir ve düşük karbonlu bir yapıya geçişin hızlandığını ortaya koyuyor.
Türkiye bölgesel liderlik yolunda ilerliyor
Uzmanlar, Türkiye’nin yenilenebilir enerji alanındaki mevcut ivmesini sürdürmesi halinde Orta Doğu, Kafkasya ve Orta Asya bölgesinde lider konuma gelebileceğini belirtirken, özellikle güneş ve rüzgar yatırımlarının artırılmasının bu hedefe ulaşmada kritik rol oynayacağını ifade ediyor.
Hidroelektrik düşüşü enerji maliyetlerini artırdı
Türkiye’de hidroelektrik üretiminde yaşanan ciddi gerilemenin enerji dengesini etkilediği ve bu açığın doğal gaz kullanımıyla kapatılmak zorunda kalındığı belirtilirken, söz konusu durumun ülke ekonomisine yaklaşık 1,8 milyar dolarlık ek maliyet yarattığı ve enerji politikalarının çeşitlendirilmesinin önemini bir kez daha ortaya koyduğu ifade ediliyor.
Enerji güvenliği ve sürdürülebilirlik birlikte ele alınmalı
Uzmanlar, Türkiye’nin enerji bağımsızlığını artırabilmesi için yenilenebilir enerji yatırımlarını hızlandırmasının yanı sıra üretim çeşitliliğini koruması gerektiğini belirtirken, güneş ve rüzgar enerjisinin yaygınlaştırılmasının hem maliyetleri düşürebileceğini hem de uzun vadede enerji güvenliğini güçlendirebileceğini vurguluyor.




