Logo
4 Haziran 2026 Perşembe

Hürmüz Boğazı’ndaki Aksama Irak Petrol Üretimini Sert Şekilde Düşürdü

08 Mar 2026

Orta Doğu’da son dönemde artan askeri gerilim, küresel enerji arzını etkileyebilecek önemli gelişmelere yol açarken Irak’ın petrol üretiminde ciddi bir düşüş yaşandığı bildirildi. Bölgedeki güvenlik risklerinin artması ve deniz taşımacılığında yaşanan aksaklıklar, petrol üretimi ve sevkiyatında önemli sorunlara neden oluyor. Enerji sektörüne yakın kaynaklara göre Irak’ın günlük petrol üretimi yaklaşık 1,7 milyon ila 1,8 milyon varil seviyesine geriledi. Çatışmalar başlamadan önce ülkenin üretiminin günde yaklaşık 4,3 milyon varil civarında olduğu ifade ediliyor. Bu da kısa süre içinde üretimde yaklaşık yüzde 60’lık bir düşüş yaşandığını gösteriyor. Uzmanlara göre üretimdeki bu sert gerilemenin arkasındaki en önemli neden Basra Körfezi’nde yaşanan lojistik sorunlar. Bölgedeki askeri hareketlilik ve güvenlik riskleri nedeniyle petrol taşımacılığında kullanılan tankerlerin sayısında önemli bir azalma meydana geldi. Tanker sayısındaki düşüş, petrol üreticilerinin çıkardıkları ham petrolü uluslararası pazarlara sevk etmelerini zorlaştırdı. Sevkiyatın aksaması nedeniyle bazı üreticilerin üretim miktarını geçici olarak azaltmak zorunda kaldığı belirtiliyor. Özellikle dünya petrol ticareti açısından kritik öneme sahip olan Hürmüz Boğazı’ndaki tanker trafiğinin de önemli ölçüde aksadığı ifade ediliyor. Basra Körfezi’ni Umman Denizi’ne bağlayan bu dar su yolu, küresel enerji ticaretinin en stratejik noktalarından biri olarak kabul ediliyor.

Hürmüz Boğazı, dünya petrol ihracatının yaklaşık beşte birinin taşındığı bir güzergâh olması nedeniyle küresel enerji piyasaları açısından büyük önem taşıyor. Bu nedenle bölgede yaşanabilecek herhangi bir kesinti ya da güvenlik sorunu petrol arzı üzerinde ciddi etkiler yaratabiliyor. Uzmanlar, Orta Doğu’daki gerilimin devam etmesi halinde enerji piyasalarında arz risklerinin artabileceğini ve bunun petrol fiyatları üzerinde yukarı yönlü baskı oluşturabileceğini belirtiyor. Bu gelişmeler küresel enerji piyasalarının önümüzdeki dönemde de yakından takip edeceği başlıca riskler arasında gösteriliyor.