İran’daki çatışmaların tırmanmasıyla birlikte LNG tankerlerinin Hürmüz Boğazı’nda beklemeye geçmesi dünya gaz piyasasında yeni bir kriz dalgası yaratırken Katar kaynaklı arzın önemli bölümünün geçiş yapamaması enerji güvenliği tartışmalarını yeniden gündeme taşıdı. Uzmanlar LNG’nin boru hattı gibi alternatif yollarla kolayca yönlendirilememesi nedeniyle bu kesintinin petrol krizlerinden daha farklı etkiler yaratabileceğini belirtiyor. Çin, Japonya ve Güney Kore gibi büyük ithalatçılar alternatif kargo arayışına girerken spot fiyatlarda keskin artış beklentisi oluştu. Brent fiyatlarının yükselmesi uzun vadeli kontratları da pahalı hale getirebilir ve bu gelişmeler sanayi üretimi ile elektrik tarifelerine doğrudan yansıyabilir.
Enerji şirketleri kısa vadede ABD ve Avustralya’dan ek LNG kargoları ayarlamaya çalışsa da daha uzun rotalar ve sigorta maliyetlerindeki artış toplam maliyeti yükseltiyor. Avrupa ülkeleri depolama seviyelerini korumak için spot piyasaya yönelirse küresel rekabet daha da sertleşebilir. Analistler krizin uzaması halinde petrokimya, gübre ve çelik gibi enerji yoğun sektörlerde üretim kısıntılarının gündeme gelebileceğini vurguluyor. Finansal piyasalarda enerji hisselerine talep artarken havayolu ve sanayi şirketlerinde maliyet baskısı öne çıkabilir. Gerilimin ne kadar süreceği ve tanker trafiğinin ne zaman normale döneceği, küresel gaz fiyatlarının kalıcı olarak yükselip yükselmeyeceğini belirleyecek temel faktör olarak görülüyor.




