Orta Doğu’da artan gerilim, küresel varlık fiyatlarında dalgalanmaya neden olurken Türkiye’de para politikasına ilişkin beklentilerde de değişime yol açtı. TCMB’nin Mart ayı toplantısında faiz indirimine ara verebileceği görüşü, piyasa katılımcıları arasında giderek yaygınlaşıyor.
Enerji fiyatlarındaki yükseliş, enflasyon görünümünü bozabilecek temel risk unsuru olarak görülüyor. Petrol fiyatlarının kalıcı şekilde yüksek seyretmesi, maliyet kanalı üzerinden fiyatlara yansıyabilir.
Uluslararası bankalar yıl sonu enflasyon tahminlerini yukarı yönlü revize ederken, politika faizi tahminlerinde de yukarı yönlü risklere dikkat çekiyor. Özellikle petrol fiyat şokunun süresi, para politikasının yönü açısından belirleyici olacak.
Bununla birlikte, çatışmanın sınırlı kalacağı yönündeki beklentiler henüz tamamen ortadan kalkmış değil. Eğer jeopolitik tansiyon düşerse, TCMB’nin indirim sürecine kaldığı yerden devam etmesi mümkün olabilir.
Ayrıca döviz kurundaki oynaklık da para politikası kararları üzerinde etkili bir faktör olarak öne çıkıyor. Enerji ithalatçısı bir ekonomi olan Türkiye’de artan petrol ve doğalgaz maliyetleri cari denge üzerinde baskı yaratabilir. Bu durum, enflasyon beklentilerinin çıpalanmasını zorlaştırarak merkez bankasını daha temkinli bir duruşa yöneltebilir. Tahvil piyasasında faizlerin yukarı yönlü hareket etmesi, yatırımcıların risk primini yeniden fiyatladığını gösteriyor. Önümüzdeki dönemde hem küresel enerji fiyatlarının seyri hem de jeopolitik gelişmeler, TCMB’nin politika patikasında belirleyici ana değişkenler olmaya devam edecek.




