Hürmüz Boğazı’nda artan askeri tansiyon, küresel enerji arz zincirini tehdit eden en önemli gelişme olarak öne çıkıyor. İran’ın misilleme hamleleri sonrası bölgedeki tanker güvenliği ciddi şekilde sorgulanmaya başladı ve enerji piyasalarında risk primi hızla yükseldi.
Bu durum, dünya petrol taşımacılığında kritik rol oynayan VLCC tankerlerinin navlun oranlarını rekor seviyeye taşıdı. Günlük taşıma maliyetlerinin 423 bin dolar seviyesine çıkması, piyasa tarihinde nadir görülen bir gelişme olarak kaydedildi ve sigorta maliyetlerindeki artışla birlikte toplam sevkiyat giderleri katlandı.
Brent petrol fiyatlarının bir haftada yüzde 10’a yakın yükselmesi, küresel enflasyon beklentilerini yeniden alevlendirdi. Avrupa doğal gaz fiyatları da benzer şekilde yukarı yönlü sert hareket sergiledi ve enerji maliyetlerinin sanayi üretimine yansıma ihtimali güçlendi.
Enerji fiyatlarındaki bu artışın Türkiye’ye yansıması kaçınılmaz görünüyor. Motorin fiyatlarına beklenen yüksek oranlı zam, pompa fiyatlarını doğrudan etkileyecek ve ulaştırma maliyetleri üzerinden geniş çaplı fiyat geçişkenliğine yol açabilecek.
Uzmanlar, enerji maliyetlerindeki yükselişin cari açık üzerinde baskı yaratabileceğini ve enflasyon görünümünü bozabileceğini belirtiyor. Özellikle akaryakıt fiyatlarındaki artışın lojistik ve gıda sektörüne zincirleme etki yapması bekleniyor. Küresel arz güvenliğine ilişkin belirsizlik sürdükçe enerji piyasalarında volatilitenin yüksek kalabileceği ifade ediliyor. Jeopolitik tansiyonun düşmemesi halinde hem emtia fiyatlarında hem de finansal piyasalarda dalgalı seyrin devam edebileceği değerlendiriliyor.




